Roma’nın imparatoru, Alem’in kralı!

Turk medyasının yakından tanıdığı ve aynı zamanda İtalya’da oldukca aktif bir gazeteci olan Kesaplı, İtalyan Rai Tv’de 10 yılı askın sure görev almasının yanı sıra, hali hazırda İtalyan haber kanalı SkyTG24’da danısman ve yorumcu olarak görev yapmakta.
Bugune kadar cok sayıda özel tv ve radyoda program yapımcılığının yanı sıra isbirliğini de surduren Kesaplı, aynı zamanda ilk kez İtalya’da spor yazarları derneği yönetim kuruluna secilmesiyle de tanınıyor. Halen bu görevi surdurmekte olan deneyimli gazeteci, Uluslararası İliskiler Sorumlusu görevini yurutmekte. Kesaplı aynı zamanda 2009 yılında hayata gecirdiği iki resmi haber ajansının genel yayın yönetmenliğini ve bunun yanı sıra Nisan 2011’de kurduğu Akdeniz Gazeteciler Derneği baskanlık görevini de yurutmekte.
-4 SAYFALIK RÖPORTAJ-
İste, İtalya’da bir cok ilklere imza atan Dundar Kesaplı, Alem Dergisi’ne tam 4 sayfalık bir röportaj verdi. İste Kesaplı’nın sözleri;
“Ben yapım gereği zorluklarla gureserek basarıya ulasmayı, zafer elde etmeyi seviyorum...İtalya’da modadan spora, politikadan kulture genis bir cevreye sahip olduğum icin mutluyum”...
Yıllardır İtalya’da yasayan Turk gazeteci Dundar Kesaplı’nın kuruculuğunu ve baskanlığını yaptığı Akdeniz Gazeteciler Derneği (AGM)’nin yeni hizmet ofisi, gectiğimiz gunlerde Turkiye’nin Roma Buyukelcisi Hakkı Akil’in de katıldığı bir törenle acıldı. Mayıs 2011’de kurulan Akdeniz Gazeteciler Derneği’nin, Roma’da Via del Governo’daki yeni ofisinin acılısını, Turkiye’nin Roma Buyukelcisi Hakkı Akil ile AGM Kurucu Baskanı Dundar Kesaplı yaptı. Dundar Kesaplı, İtalya’da ilklere imza atan bir Turk girisimci: Kesaplı, Roma’daki Spor Yazarları Derneği Yönetim Kurulu’na secilen ilk yabancı uyruklu gazeteci olmayı basarmıs. İtalya’da iki haber ajansı sahibi; ayrıca İtalyan RAI televizyonunda 10 yıla yakın hizmet vermis; su an İtalyan haber kanalı SkyTg24 kanalında yorumcu ve danısmanlık görevi yapan Dundar Kesaplı, Monte Carlo'da her yıl duzenlenen Golden Foot spor ödullerinin daimi juri uyesi, daimi danısmanlık görevini de yapıyor ve 2007’de de juri baskanlık görevini ustlenmis. “İtalya’da modadan spora, politikadan kulture genis bir cevreye sahip olduğum icin mutluyum” diyen Kesaplı ile İtalya’daki yasamı ve Akdeniz Gazeteciler Derneği uzerine konustuk.
Kendinizden bahseder misiniz? Kac yıldır İtalya’dasınız, hangi görevle gelmistiniz? Roma’da hangi sektörlerde calıstınız, farklı deneyimlerinizin, size ne gibi katkısı oldu?
1987 yılından beri yurtdısındayım, 1989'dan itibaren baskent Roma'da yasamaya basladım. İlk geldiğim dönemlerde öğrenciydim. 1994 yılında ilk kez İtalya'da yayınlanan Amerikan dergisi Metropolitan'da calısmaya basladım. O yıllarda da Turkiye'de aylık Viva ve haftalık Aktuel dergisine yazıyordum. İlk is hayatına basladığımda ise yasım 11 İdi. Bugun neredeyse 45'e merdiven dayadım. O gun bu gundur hep calısmısımdır. Gecmisten bugune yaptığım isler farklı sektörlerden olduğu icin, sahip olduğum karakter doğrultusunda hayat tecrubesi, is tecrubesi, insan tanıma tecrubesi... Kısaca yasamı ve yasantıyı göğusleyebilecek kosulların ustesinden gelebilecek hayat tecrubesine sahip oldum. Kısaca hayat universitesi mezunu olduğum icin cok mutluyum.
Siz tum Akdeniz ulkelerinin gazetecilerini bir araya getirerek bir ilke imza attınız, öncelikle bu girisiminiz nedeniyle kutlarız. Sizi bu noktaya getiren nedenler neydi?
Sahip olduğum yapı ve karakter doğrultusunda monoton hayattan nefret ederim. Kucuk yaslardan beri cok aktif bir yapıya sahibim. Bir iki örnek vermek gerekirse, uzun yıllar basketbol, tekvando, bisiklet, at biniciliği, yuzme, parasut sporu yaptım. Turkiye'deki eğitim hayatım suresince ilkokuldan liseye kadar daima sınıf baskanı olmusumdur. Bando takımında da hep majörluk yapmısımdır. Bunlar kısaca ne kadar aktif olduğumun örneğidir. İtalya'daki yasantım tabii ki kolay olmadı. Bugun insan kendi ulkesinde bile cok zor sartlar altında ayakta kalmaya calısırken, bir yabancı ulkede, her ne kadar bize benzeyen cok yönu olsa da İtalya'da da bu kolay olmadı. Ancak ben yapım gereği kolay isleri sevmeyen bir adamım. Ben zorlukları severek, zorluklarla gureserek basarıya ulasma, zafer elde etmeyi seviyorum. Bu nedenle İtalya'da da bu gune kadar yapmıs olduğum birikim, medya sektörundeki tecrubem öyle bir noktaya gelmisti ki yeni bir arayıs icine girdim ve bu arayısın adı da AGM, yani Akdeniz Gazeteciler Derneği olmustur. Çunku yaklasık 18 yıldır medya sektörunde görmus olduğum zorluklar, yasadığım engeller beni hicbir zaman korkutmadı aksine kampcıladı. Ama bilinen bir gercek vardır ki hepmizin sahip olduğu yapı ve karakter farklıdır. Her insanın aynı hedefe ve basarıya ulasması kolay değildir; bu nedenle sadece medya sektörunun değil her isin zorlukları vardır; ama ne yazık ki hepimiz aynı enerji ve guce sahip değiliz ve herkesin de yakından bildiği gibi Akdeniz ulkeleri icinde yasanan sorunlar, zorluklar ortadadır. Basının sahip olmadığı özgurluk, yasadığı sıkıntı ortadadır. Amacım, bu dernek sayesinde bir katkı sağlamaktır. Bunun adı basın özgurluğudur... Bunu yapacağıma inanıyorum.
Akdeniz Gazeteciler Derneği’nin kurulus asamasından bahseder misiniz? Guclukler yasadınız mı? AGM icinde hangi ulkelerin gazetecileri var?
Kesinlikle hicbir gucluk yasamadım. Aksine destek gördum. Bu fikri benle paylasan siyasiden kulture, sinemadan spora her sektörden en ust duzey arkadaslarım bu fikri beğendiler ve benimle bu fikri paylastılar. AGM icinde bugun Akdeniz ulkelerinin gazetecilerinin yanı sıra İtalya, İspanya, Almanya ve İngiltere'den gazeteciler de uyedir. Amacımız, daha genis cevrelere yayılmak, kendimizi tanıtmak ve her turlu dayanısma ve desteğe acık olmaktır. Kurumumuzun sınırları Akdeniz ulkesi gazetecieri ile sınırlı değildir, tum dunya gazetecilerine acıktır.
Akdeniz Gazeteciler Derneği( AGM) icindeki diğer isimlerden de bahseder misiniz? Öncelikle ilk hedefiniz nedir ?
AGM'nin Yönetim Kurulu’nda bugun cok önemli isimler yer almaktadır. Bunlardan biri benim cok eski dostum olan avukat, gazeteci ve İtalyan Spor Yazarları Derneği Yönetim Kurulu Baskan Yardımcısı Gianfranco Tobia’dır. Bunun yanısıra 1994-96 yılında İtalya'da ilk kez bayan Meclis Baskanlığı görevi yapmıs profesyonel gazeteci Irene Pivetti, bir baska isim aslen Cezayirli olan ama bugun İtalyan vatandası olan uzun yıllar İtalya'da yasayan gazeteci, yazar, profesör ve 2006-2008 yıllarında milletvekillik görevi yapmıs olan bugun aynı zamanda Avrupa'nın en önemli ekonomi gazetesi olan Il Sole24'da köseyazarlığı yapan yakın arkadasım Khaled Fouad Allam, İtalya Basbakanlik Basın Merkezi Koordinatöru, gazeteci Giuseppe Cioeta bulunmaktadır. İlk hedefimiz ise, su an actığımız buroda, Akdeniz ve AB gazetecilerini bir araya toplayıp sorunları ele alan bir forum gerceklestirmeyi planlıyoruz.
Mayıs 2011’den bu yana Akdeniz Gazeteciler Derneği ( AGM) bunyesinde ne gibi calısmalar yaptınız ve gelismeler kaydettiniz?
Gerceği söylemek gerekirse kısa sure önce hayata gecen bir organizasyon olduğu icin calısmalarımız daha cok tanıtım yönunde olmustur ve hala daha devam etmektedir. Farklı farklı ulkelerin ust duzey yöneticileri, bakanlıkları, diplomasileri ile görusmeler gerceklestirerek organizasyonumuzun daha iyi tanıtılması icin destek görduk. Farklı önemli ust duzey toplantılara katıldık, is adamları, gazeteciler toplantılarına davet edildik ve calısmalarımızı anlattık. Bir baska önemli sey de, Fas secimlerini yakından takip etme sansı bulduk ve Fas Kraliyeti'ne, Roma Buyukelcilik aracılığıyla, baskanı olduğum AGM resmi olarak davet edilirken yanımda gazeteciler göturme sansı buldum. Akdeniz'de, sıkıntılı dönemler yasayan ulkeler icinde, su an icin belki de diğer komsu ulkelere nazaran en az sıkıntı yasayan Fas'ı sıcağı sıcağına takip etme, röportajlar gercekletirme ve ulkeyi tanıma sansı bulduk. Fas'ta kaldığım sure icinde tanıstığım bakanlık seviyesindeki yetkililer Fas'ta yapabileceğim her turlu calısma, buro acılımı icin destek verebileceklerinin guvencesini verdiler. Bu benim icin gayet sevindirici bir haber. Hedefim Akdeniz ulkelerinin hepsinde birer temsilci bulundurmak, bunun uzerinde yoğun bir sekilde calısıyoruz.
Roma Buyukelcisi Hakkı Akil’in de katıldığı, acılıs gununden bahseder misiniz?
Benim İtalya'daki kariyerim ve yaptığım calısmalar doğal olarak basta İtalya'da bulunan Turk temsilcilikleri tarafından da cok iyi biliniyor. Bunun basında Roma Buyukelciliği’miz geliyor, aslında acılısta cok sayıda gazeteci, milletvekilleri, dısisleri bakanları ve yardımcıları, Akdeniz ulkeleri buyukelciliklerini davet etme gibi bir programım vardı. Ancak bu bir buro olduğu icin butun bu ust duzey yetkilileri ne yazık ki istediğim gibi ağırlayamayacaktım. Bu nedenle en uygun ve guzel olabilecek cözum, Roma Buyukelci’miz Hakkı Akil'i davet etmekti. Kendisi beni yoğun temposuna rağmen kırmayıp aksine bu davetimi memnuniyetle karsılayarak kabul etti. Sonuc olarak her ne kadar bugun İtalyan vatandası olsam da aslını unutmayan bir Turk’um. Böyle önemli bir gunde Roma buyukelcimizin ve yetkililerin katılması beni cok mutlu etmistir. Bunun duygusunu bu satırlarda anlatmak imkansızdır. Gercekten kendisine bu katılım ve bundan sonra vermek istediği her turlu destek icin de minnettarım.
AGM’in Baskan Yardımcısı görevindeki Giuseppe Cioeta’dan bahseder misiniz?
Ben İtalya'da Meclis’te ve Basbakanlık’ta daimi akreditasyonlu bir gazeteci olduğum icin kendisini uzun yıllar calıstığı Basbakanlık’tan cok iyi tanıyorum. Basarılı, profesyonel, disiplinli calıstığı icin kendisine AGM ile ilgili fikirlerimden bahsettiğim zaman doğal olarak kendisi de gazeteci olduğu icin “ İtalya’da ilk kez yapılacak bu calısmaya nasıl katkı sağlayabilirim?” sorusuna da, “ beraber kurabiliriz” teklifini göturdum. Kısacası ben, Giuseppe Cioeta ve Gianfranco Tobia, asıl kurucu uyeleriz.
Roma Buyukelcisi Akil, sizin İtalya’daki genis cevrenizden bahsediyor. Siz bir bakıma orada gönullu elci gibi de calısıyorsunuz; bunu nasıl basardınız?
Çevrem cok genistir, cunku sosyal iliskileri seven bir kisiliğe sahibim. Bugun Italyan RAI televizyonunda 10 yıla yakın hizmet verdim; halihazırda İtalyan haber kanalı SkyTg24 kanalında yorumcu ve danısmanlık görevi yapıyorum. Bunun yanı sıra İtalya'da bana ait sahibi ve yayın yönetmeni olduğum 2 adet kayıtlı haber ajansım var. Kısaca bugune kadar yapmıs olduğum gazetecilik kariyerinde her seviyeden cok sayıda insan tanıma sansı buldum. Bugun Turkiye ile ilgili bir konu olduğunda her nedense bir cok İtalyan medyasının ilk arayıp basvurduğu kisi haline geldim. Genel olarak bu konularda hayır kelimesini kullanmadığım icin, her aradıklarında tum meslektaslarıma öyle ya da böyle yardımcı olmayı amacladığım icin, bu zamanla gelisip olusan bir cevredir. Modadan spora, politikadan kulture genis bir cevreye sahip olduğum icin mutluyum. Nasıl ki uzun yıllar bir tarlaya ekilen cicek tohumunun buyumesi ve bugun o guzel ciceklerin yaydığı guzel bir kokusu varsa, ben de yıllarca ekmis olduğum arkadaslık, dostluk ve karsılık beklemeden yapmıs olduğum iyiliklerin bugun meyvesini topluyorum. Kendimde sevdiğim bir yön vardır, o da bir sey yaparken karsılık beklemeden yapmaktır ve inanıyorum ki dönup dolasıp yaptığım iyilikler beni bulacaktır. Sanırım buyukelcimiz bunların coğunu bildiği icin bunları ifade etmistir.
Turkiye ile İtalya iliskilerinde AGM’nin katkısı, hangi alanlarda oluyor?
Şu an icin Turkiye-İtalya iliskilerinde AGM'nin katkı sağlaması icin calısmalar yurutmekteyiz. Bugun yapmakta olduğumuz tanıtımlarla ilgili Basın Yayın Enformasyon Genel Mudurluğu, Turkiye Spor Yazarları Derneği’ne ve Turkiye'deki tum milletvekillerine, resmi ve resmi olmayan kurumlara bu calısmalarla ilgili bilgilerimizi yolladık. Bu da doğal olarak biraz zaman alacaktır ama inanıyorum ki iki ulke arasında gelecekte daha cok guzel calısmalar yapılacaktır.
İtalya’da gazeteci olmak nasıl bir sey, bizim ulkeyle kıyaslanırsa kosullar nasıl?
Bana göre gazetecilik cok değerli is sektörlerinden biridir. Gazetecilik mesleğinin ulkesi, dili, dini olmaz. Dunyanın her yerinde gazetecilerin uyması gereken kurallar vardır, her sektörde olduğu gibi bu sektörde de ve toplum icin cok önem tasıyan bu görevde varolan kurallara uyulması gerektiğini dusunuyorum. Baskı altında kalmak, uydurma haber yapmak ve bunun gibi aslı astarı olmayan konularla uğrasan gazetecilerin bugun tamamen bu meslekten men edilmesi gerekir. Gazetecinin görevi okuyucuyu, izleyici ve dinleyiciye aldığı ve bulduğu haberleri en doğru sekilde yansıtması gerektiğini dusunuyorum. Bugun ne yazık ki bu her zaman istendiği gibi olmuyor. İki ulke arasındaki sartları kıyaslamaya kalkarsam roman yazmam gerekir ancak su bir gercektir ki AB statusunde gazetecilerin hakları korunur. Guclu sendika sistemi vardır. Bu ulkede de yalan yanlıs, rencide edici, uydurma haberler yapıldığında uygun görulen ceza yaptırımı verilir. Bu nedenle gazetecilerin ne yazık ki her halukarda öyle ya da böyle yasadıkları sorunlar vardır, zaten sorunsuz bir is sektöru de yoktur.
İtalya’dan, Turkiye’ye cok sayıda farklı medya kurulusuna hizmet ettim. Ancak bugune kadar, calıstığım kisiler arasında Şansal Buyuka’nın yeri ayrıdır. Kendisi benim icin, beni anlaması ve bana verdiği destek nedeniyle cok önemlidir.
Ekonomik kriz sonrası İtalya’da yasam nasıl? Roma’da yıllardır yasayan bir gazeteci olarak ekonomik krizi gunluk yasamı nasıl etkiliyor ?
Ekonomik kriz sonrası Berlusconi'den sonra göreve gelen Basbakan Monti ve teknik hukumetin almıs olduğu kararlar ile krizden uzaklasmaya calısıyorlar. Zaten Dunya genelinde bir kriz var. Tabii ki insanları etkiliyor ama itiraf edeyim ki bu krizi sahsen kendim hissetmiyorum. Çunku bugun yurutmekte olduğum medya sektörunde farklı calısmalarım nedeniyle sanslıyım.
Bir Akdeniz ulkesi olarak İtalyan toplumuyla Turkler’i kıyaslarsanız ne gibi benzerlik veya ayrılıklar var? Oradan baktığınızda Turkiye nasıl görunuyor?
İki ulke de Akdeniz ulkesi olduğu icin insanları birbirine cok benziyor. İklimi, insanları cok benzer; tabii buranın kulturu daha farklı ama bugun İtalyanlar’ı bizimle kıyaslarsak ne yazık ki spagetti ve pizzalarıyla, Pisa Kulesi’yle, modasıyla iyi bir marketing yapan, kendisini cok iyi tanıtan bir ulke. Bugun ulkemizin guzelliği, kulturu, zenginlikleri tartısılamaz ancak ne yazık ki zaman zaman bu ulkede, Turkiye dediğiniz zaman nerede olduğunu bilmeyen, ya da kadınlarımızı kara carsaflı dusunen insanlarla karsılasıyoruz. Umarım bu kara tunelden cıkarak, Turkiye'nin yanlıs yansıyan kısımlarıyla değil tarihi, guzelliği, kulturu, insanlarının farklı olduğunu yansıtabiliriz.
İtalya’da populer olan yönetmenimiz Ferzan Özpetek’le görusuyor musunuz, bahseder misiniz?
Ferzan Özpetek’i yönetmen yardımcısı olduğu zamandan beri tanırım. Doğrusu kendisi bugun sinema sektörunde takdir edilecek, basarılı bir yönetmendir.
Monte Carlo'daki Golden Foot etkinliği ile nasıl bulustunuz?
Uzun yıllar spor sektöru ile ic ice olduğum ve 10 yılı askın sure İtalya'da LigTV temsilciliği yaptığım icin tanıdığım İtalyanlar’ın efsanevi futbol menajeri Antonio Caliendo, benim cok yakın arkadasımdır. Henuz 2003 yılında, baslatacağı bu projeden bana bahsettiğinde beni de bu etkinlik icinde görmek istediğini söylemisti. Tabii ki böyle bir teklife hayır demek imkansızdı. Monte Carlo Prensi Alberto'nun desteği ile Monte Carlo'da her yıl duzenlenen bu ödulun daimi juri uyesi olmamın yanısıra, daimi danısmanlık görevi de yapıyorum. 2007 yılında juri baskanlık görevini de ustlendim ve doğrusu prestijli ve önemli bir görev. İlk kez bir Turk gazeteci olarak uluslararası duzeyde önemli bu etkinlikte görev almak her gazeteciye nasip olmaz aslında, bazı duyguları satırlarla anlatmak cok zordur. Yasamak ve hissetmek gerekir.
Çok sayıda unlu futbolcu Golden Foot'a davet edildi. Unutamadığınız bir anı var mı?
Monte Carlo, gercekten dunyaca önemli cok sayıda futbolcuyu bu ödul sırasında ağırlamıstır. Roberto Baggio'dan Maradona'ya, Del Piero'dan Shevchenko 'ya Ronaldo'dan Roberto Carlos'a kadar daha sayabileceğimiz cok sayıda yıldız futbolcu gelip gecmistir; ancak benim icin bu kadar önemli olan bir etkinlikte hepsinin değeri ve önemi ayrıdır. Çunku bu önemli görevi severek yerine getiriyorum ama Brezilya'nın efsanevi futbolcusu bir dönem Fenerbahce'de de basarılı bir sekilde top kosturan Roberto Carlos'un ödulu kazandığı dönem tabii ki benim icin bir baska özellik tasımaktadır. Bu nedenlerin basında Fenerbahceli olmam ve Turkiye oynadığı dönemlerde hem Turkiye'nin hem Fenerbahce'nin adını duyurması gelir. Bu ödul sırasında aynı zamanda yaptığımız girisimlerden biri de, her ödul törenin de bir vakıf davet etmemiz. Bu yıl Fenerbahce Baskanı Aziz Yıldırım'a yazarak talep ettiğim Carlos'un imzalı forması da, gercekten zaman kaybedilmeden en kısa surede Fenerbahce kurumu tarafından bana yollanmasıdır ve bu formayı da o yıl Çinli bir is adamı 5 bin euroyu askın bir mebla vererek acıkarttırmada satın almasıdır. Kısaca kendi ulkemden her ne kadar gönul arzu ederdi ki bir Turk futbolcusu gelsin fakat ödulun kurallarına uyan futbolcu henuz olmadığı icin o yıl Fenerbahce’den R. Carlos 10 aday arasından ödulu kazanan isim olmustur.
İtalya’da ilklere imza atan birisiniz. Bunlardan biri de Spor Yazarları Derneği Yönetim Kurulu'na secilmis olmanız; bu nasıl oldu?
Yukarda belirttiğim gibi İtalyan futbolu ile 360 derece ic iceyim. Çok aktif olmam nedeniyle bugun de benim yönetim kurulunda bulunan Spor Yazarları Derneği Baskan Yardımcısı Gianfranco Tobia bana, “Senin bir dahaki secimlerde mutlaka aday olman lazım. Yönetim Kurulu’nda seni de görmek istiyorum” dediği zaman, doğrusu mutlu olmustum. Ama biraz suphe ile yaklasarak “yeterli oy alabilir miyim?” sorusuna karsılık bu tribunlerde bulunan bir cok basın mensubu tarafından yeterli oyu alacağımı söyledi ve bana aday olmamı söyledi. 2009 yılındaki secimlerde belki de hayal etmediğim Spor Yazarları Derneği Yönetim Kurulu’na İtalya'da secilen ilk yabancı uyruklu gazeteci olmayı basardım. İnanması zor ama katılan adaylar icinde en cok oy alan ucuncu kisiydim. Bugun halen
Roma'daki İtalyan Spor Yazarları Derneği'nin yabancı basın ve uluslararası iliskiler sorumluluğunu yurutmekteyim. Bu calısmalarımla da bir cok meslektasıma spor etkinliklerinde destek olmaya calısıyorum.
Bugune kadar yapmıs olduğunuz calısmalarda unutamadığınız bazı anılar mutlaka vardır. Bunlardan birkacını bizimle paylasır mısınız?
Doğrusu cok sayıda haber gerceklestirdim. Ancak iki farklı haber nedense bende iz bırakmıstır. Bunlardan biri PKK terör örgutunun bası Abdullah Öcalan'ın İtalya'ya gelisi ve gidisinden sonra kaldığı hastane ve doktorlarıyla yapmıs olduğum özel röportaj ve bu haberlerin tum Turkiye medyasında genis yankı uyandırmasıdır. Bir baska anım ise, Hollywood starı John Travolta'nın Roma seyahati sırasında duzenlediği basın toplantısı sonrasında karsılasmamızdı. Gazetecilik kariyerimde hep bir seylerin anı kalmasını isterim. Filmlerini beğeniyle izlediğim John Travolta ile bir hatıra resmi cektirmek istemistim. Basın toplantısı cok kalabalık olduğu icin basın toplantısından sonra odadan cıkarken yuksek sesle “Hey Johnny!” diye seslendiğimde, belki inanması zor ama sempatik bir sekilde dönerek “Yes, my friend!” diye cevap verdi; ona, bir hatıra resmi cektirmek istediğimi söyledim. O da bana oldukca nazik bir sekilde “tabii ki ” dedi ve bu sekilde bir fotoğraf cektirdik. Bugun ne yazık ki basta Turkiye olmak uzere İtalya'da da, bir kac kere TV'ye cıkmıs, birkac yerde boy göstermis sinema, sanat ve moda dunyasından kisilerle karsılasıyoruz; bu insanların bazen hareketlerine dikkat etmediklerini dusunuyorum. Yasadığım bu örnekle, dunya starı bir sanatcının davranısını takdir ettiğimi söylemeliyim. Bugune kadar Madonna'dan Demi Moore'a, Ornella Muti'den; Monica Belluci'ye kadar pek cok starla görustum.
İtalya, modada dunyada bası ceken ulkelerden biri. Sizin moda ile aranız nasıl?
İtalya’nın yarattığı bircok markanın (Armani-Gucci-Versace) dunya capındaki yerini herkes cok iyi biliyor. Bu ulkede 20 yılı askın bir suredir, İtalyan kulturuyle ic ice olmak, doğal olarak, beni de İtalyan modasını ve modacılarını takip etmek durumunda bıraktı. Pek tabii ki, herkes iyi ve guzel giyinmek ister. İtalyanlar’ın, bu konuda uzman olduğu gözardı edilemez. Moda deyince bizim ulkemizin de yarattığı basarılı markaları kabul etmek gerekir. Bunlardan bir tanesi “LTB Jeans” firmasıdır. İtalya’da baskent Roma’da mağaza acan ilk Turk firmasıdır. Birkac yıl önce tesadufen tanıstığım ÇAK Tekstil Yönetim Kurulu uyelerinden Fatih Çakoğlu ile bu önemli Turk firmasının İtalya’daki basın ve halkla iliskiler sorumluluğunu ustlendim. Farklı İtalyan firmalarıyla calısmıs olduğum icin buradan gelen tecrubem ve gazetecilik mesleğimden gelen birikimlerimle, LTB firmasının da İtalyan medyasında yer almasında ve tanınmasında emeğim geciyor. Hatta cok sayıda unlu simalarında bu markayı giymesinde emeğim gecmistir. Kısaca sunu söylemek istiyorum: Moda gunluk yasantımızda vazgecilmez bir ögedir. İtalya modasının kalitesi ve yaratıcılığı tartısılamaz ama bir Turk firması olan “LTB Jeans” de kaliteli uretim ve kurmus olduğu genc ve basarılı ekibiyle tasarımcılarıyla modanın vatanında, kendini kabul ettirdiği gerceğini burada bir kez daha söylemek istiyorum.
Bir insanın yurtdısında ailesinden uzak yasaması nasıl bir duygu? Zor oluyor mu?
Evet zor. İnsanın doğup buyuduğu yerden, ailesinden, kulturunden uzak ayrı bir ulkeye ayak uydurması doğal olarak kolay değil. Ama ben karakter olarak hicbir zaman kolayı sectiğimi hatırlamıyorum. Tabii ki; 20 yılı askın yasadığım bu ulkede her seyin dört dörtluk olduğunu söylemek de mumkun değil. İyi olduğu kadar zor dönemlerden de gectik. Ancak, son 10 yılda en buyuk desteğim, İtalyan esim Susanna'dır. Kendisi eski milli yuzucudur. Bu nedenle sistem ve disipline daha da yatkın olan esimin, sahip olduğu prensipler ve bunların doğrultusunda bana göstermis olduğu desteğin yeri cok ayrıdır. Zaten bir insan hayatında önce ailesinin, eğer ailesi yanında yoksa esinin rolu buyuktur.